Neden Yeşil Enerji Girişimcisi Olmalısınız?

Artan hava kirliliği; geleneksel olmayan enerji kaynaklarının kullanımını teşvik etmek için hükümetin ve ekolojistlerin dikkatini bir kez daha çekti.

Temiz enerji, elektrik üretiminden ısıtmaya kadar neredeyse her şey için kullanıldığından, çevreci enerji girişimcileri için yeni ve büyük iş fırsatları yarattı.

Yenilenebilir enerji dair iş kurmak ve yönetmek, bu büyüyen sektöre katılmak için kazançlı bir fırsat sunarken, fosil yakıtların tükenme rezervlerine bağımlılığını sınırlandırmak için daha iyi bir çözüm sağlayabilir.

İnsanların kolayca ve anında erişebileceği yeşil enerji yaratmak için yenilikçi fikirleri, hızlı eylemleri ve risk alma istekleri ile enerji üretimi ve satışından cömert kârlar elde edebilecek bilgili girişimciler gerektirir.

Enerji alanında sayısız girişimcilik fırsatı olmasına rağmen, en büyük zorluk onları uygulanabilir kılmaktır. Rüzgar, güneş veya biyokütle kullanan büyük ölçekli fırsatlar, yüksek teknoloji çözümlerini teşvik etmek ve yeni iş modelleri oluşturmak için önemli küresel yatırımlar gerektiriyor ve bu durum yeni başlayan girişimciler için finansman sorunları yaratıyor.

Bununla birlikte kâr arayışında olan ve bu alana yeni giren kişiler; Hindistan hükümetinin girişimciliği ve istihdam yaratmayı teşvik etmek için ortaya koyduğu başlangıç ​​için finansman sağlama ve teşvik sunma girişiminden yararlanma konusunda da oldukça hevesli.

Enerji Alanında Büyüme Etkenleri

Yenilenebilir enerji tedarik zincirindeki merdivenin her aşamasında çeşitli fırsatlar barındırmaktadır. Kentsel alanlarda güneş enerjili su ısıtmanın hızlı büyümesiyle şimdi de güneş enerjili UPS ve güneş enerjili sokak aydınlatması artıyor. Dahası, küçük ölçekli rüzgar enerjisi ve hibrit santrallerin yapımı da Hindistan’da istikrarlı bir şekilde ilerliyor.

Bir başka fırsat ise daha temiz yakıtlar üretmek için zaten 2 trilyon dolarlık bir endüstri olan biyoyakıt endüstrisi, girişimcileri ağırlamaya hazır.

Biyoyakıt Güvenilir Bir Alternatif Olarak Ortaya Çıktı

Hindistan’da, hızla artan ulaşım ve elektrik enerjisi üretim ihtiyacını biyodizel ile karşılamak için hatırı sayılır miktarda geleneksel enerji yakıtının yerine kullanılma kapsamı oldukça artarak bu yönde net bir eğilime çoktan başlandı.

2000 yılından bu yana, biyodizel üretimi neredeyse dört kat artarken, biyoyakıt üretimi iki katından fazla arttı. Ve o zamandan beri, biyoyakıt üretimi ve tüketimi, hem endüstri ölçeğinde hem de dahil olan ülke sayısında kayda değer bir büyüme yaşadı.

Delhi’deki tek-çift planı, Hindistan’da gelecekteki daha temiz yakıt talebini ve büyümesini anlamaya teşvik etti ve bu nedenle birçok girişimci biyoyakıt endüstrisine girmeyi planladı. Etanolün içten yanmalı motorlar için yakıt olarak tek başına veya benzinle karışım halinde kullanılması, fosil yakıtlara göre çevresel ve kalıcı ekonomik faydalar sağlar.

Ayrıca, bir otomotiv yakıtı olarak etanol kullanımının tarım sektörüne ivme kazandırması ve uzun vadede petrol endüstrisine fayda sağlaması da bekleniyor. Uçtan uca çözümler sunmak için pek çok potansiyel müşteri var ve birkaç büyük firma bu alana çoktan girdi bile.

KOBİ’ler İçin Potansiyel

Hindistan biyoyakıt endüstrisi, her seviyedeki işletmeler için büyük bir potansiyel ile hızla büyümektedir. Goldman Sachs raporuna göre Hindistan, dünya etanol üretim tablosunda Avrupa Birliği, Çin, ABD ve Brezilya’nın yanında beşinci sırada yer aldı. Dahası, Ernst & Young’s tarafından yapılan son bir araştırma, Hindistan’ın güneş endeksinde ikinci, rüzgar endeksinde üçüncü ve yenilenebilir endekste dördüncü sırada yer aldığını söylüyor ve bu da küçük ve orta ölçekli işletmelerin yenilenebilir enerjiye yatırım yapmaları için verimli bir zemin olduğunu gösteriyor.

Şu anda Hindistan, hava kirliliği ve küresel ısınma gibi çevresel sorunlarla mücadele ediyor ve bu sektördeki aktif işletmeleri özellikle de biyoyakıt kullanımında olanları, sürekli güç kaynağı ve alternatif yakıt talebini karşılamak için teşvik etmek üzere mümkün olan her türlü çabayı gösteriyor.

Bir İş Planı Geliştirin

Geleceğin yeşil enerji segmenti, eğitimli ve hevesli girişimcilerin bu sektörde başarılı olmasını gerektiriyor. Kendi yenilenebilir enerji işinizi kurmaya karar verdiyseniz, kendi planınızı oluşturmadan önce dünyanın diğer bölgelerinde benzer bir ürün veya hizmet sunan başka işletmeler olup olmadığına bakın.

Kendi iş planınızı geliştirmek için bu işletmelerin temellerini kullanmak, uzun vadede başarılı olmanıza yardımcı olacaktır. İşinizi kurmak için daima maliyet ve gelir projeksiyonlarını analiz edin.

İşinizi Finanse Etmek

İş planınızı bitirdikten sonra, gerekli başlangıç ​​finansmanını elde etmek için hibe teklifleri düzenleyin. Bu teklifleri özel ve federal hibe kuruluşlarına gönderin. Yeşil teknoloji dostu melek yatırımcılarla, risk sermayedarlarıyla ve devlet kuruluşlarıyla güçlü ilişkiler kurun ve hibe tekliflerini sunmadan önce bunları dikkatlice araştırın.

Ayrıca, yeşil enerji işletmeniz için olası tüm gelir kaynaklarını karşılamak adına hizmetlerinizi küçük ve orta ölçekli işletmelere tanıtın.

Müşterilerle uzun süreli ilişkiler kurmak ve ek bir gelir kaynağı elde etmek için onlara uzun vadeli bakım sözleşmeleri sağlayabilirsiniz. Özel yatırımcılardan onay almak biraz zaman alsada, hükümet tarafından sağlanan temiz enerji tesisatları için cömert vergi teşviklerinden yararlanılabilir.

Girişimcilere Devlet Desteği

Biyoyakıt endüstrisi, Hindistan Hükümeti tarafından destekleniyor. Bu alanda lider olmanıza yardımcı olmak için, hem merkez hem de Eyalet hükümetleri birleşik çalışmalar yapıyor ve Ulusal Biyodizel Misyonu (NBM) gibi çeşitli geliştirme programlarını da teşvik ediyor.

Ayrıca, Hindistan’da daha temiz yakıt (biyoyakıt) üretimini artırmak ve fazla şeker stoklarının birikmesini durdurmak için hükümet, etanolün yüzde 10’luk benzinle harmanlanmasını zorunlu hale getirmeye karar verdi. Hindistan’da, Pencap ve Haryana gibi, her yıl bol miktarda tahıl israf edilen bir kaç eyalet var.

Bir tahmine göre, hükümetin etanol harmanlama için kullanılabilecek pirinç atığının yüzde 40 ila 50’sine sahip olduğu ortaya çıktı. Dahası bu eyaletler biyoyakıt yapmak için kullanılan mısır, çene, kırılmış pirinç ve bajra gibi standart altı tahıllara sahiptir. Bunların dışında, hükümetin genç girişimcileri yeni fikirlerle desteklemek için düzenlediği Start-up, Stand Up India girişimi, yeni yenilenebilir işletmelerin katalize edilmesine yardımcı olacaktır.

Sonuç

Hindistan’ın yenilenebilir enerji senaryosu yavaş yavaş ancak kararlı bir şekilde, politika güdümlü parite odaklı olmaktan uzaklaşıyor ve bu nedenle daha fazla girişimci, Hindistan’ı çevre dostu bir şekilde hafifletmek için bir anlayışla öne çıkıyor.

İlk sermaye finansmanı için vizyonu, planı ve yaklaşımı olan girişimciler, geleneksel olmayan bir enerji girişimcisi olma yolundadır.

Bu alanda iyi bilgi ve uzmanlığa sahip olup, maliyet ve kalite açısından son derece acımasız bir ortamda çalışmaya hazır olanlar, bu alanda hayatta kalabileceklerdir.

Bu alan, müşterileri yenilenebilir enerjinin faydaları konusunda eğitebilecek ve onları ürün veya hizmetlerine para harcamaya ikna edebilecek kişileri gerektirir. İş zor olsa da, gelecek nesiller boyunca ülkenin her yerindeki bireylerin geçim kaynaklarını sürdürmeye yetecektir.

[Kaynak]

Yenilenebilir Enerji Nedir?

Güneş, rüzgar, hidroelektrik, biyokütle ve jeotermal gibi enerji kaynakları, fosil yakıtların gezegeni ısıtma etkisi olmadan enerji sağlayabilirler.”

İklim değişikliği ile ilgili herhangi bir tartışmada yenilenebilir enerji, dünyanın artan sıcaklığı ve bu artışın kötü etkilerini engellemek için uygulanabilecek değişiklikler listesinin başında geliyor. Çünkü güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynakları karbondioksit gibi küresel ısınmaya katkıda bulunan emisyon gazlarını yaymamaktadır.

Temiz enerjinin “yeşil” olmanın ötesinde sunduğu çok şey var. Büyüyen bu sektör istihdam yaratıyor, elektrik şebekelerini daha esnek hale getiriyor, gelişmekte olan ülkelerde enerji erişimini büyütüyor ve enerji faturalarının düşmesine yardımcı oluyor. Tüm bu faktörler, son yıllarda rüzgar ve güneş enerjisinin elektrik üretimi için rekorlar kırmasıyla birlikte yenilenebilir enerji devrimine katkıda bulundu.

Yaklaşık 150 yıldır, ampullerden arabalara ve fabrikalara kadar her şeye güç sağlamak için kömür, petrol gibi fosil yakıtlara güvenildi. Fosil yakıtlar neredeyse yaptığımız her şeyin içinde olduğundan bu yakıtların yanmasıyla ortaya çıkan sera gazları ciddi boyutlara ulaştı.

Sera gazları, uzaya kaçacak olan ısıyı atmosfere hapsederken yüzeydeki ortalama sıcaklıklar artıyor. İklim değişikliğinin sebeplerinden biri olan küresel ısınmayı bilim adamları, gezegenimizin hava ve iklim sistemlerini etkileyen karmaşık değişimler olarak tanımlamayı tercih etmektedirler. İklim değişikliği yalnızca artan ortalama sıcaklıkları değil aynı zamanda ekstrem hava olaylarını, değişen vahşi yaşamı ve habitatları, yükselen denizleri ve bir dizi başka etkiyi de kapsamaktadır.

Elbette yenilenebilir enerjinin de herhangi bir enerji kaynağının olduğu gibi kendi dengesi vardır. Bunlardan biri yenilenebilir enerjinin tanımına odaklanıyor.  Yenilenebilir enerji tam da düşünebileceğiniz gibi “daima kullanılabilir” veya ABD Enerji Enformasyon İdaresi’nin dediği gibi “neredeyse tükenmez”. Ancak mısır bazlı etanol veya büyük hidroelektrik barajlarının karşıtlarının sıklıkla iddia ettiği gibi “yenilenebilir” demek mutlaka “sürdürülebilir” demek değildir. Aynı zamanda yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve nükleer enerji dahil olmak üzere bazı karşıtların savunucusu oldukları düşük veya sıfır emisyonlu kaynakları da kapsamaz.

Yenilenebilir Enerji Kaynakları

1.Hidroelektrik: Yüzyıllar boyunca insanlar su akışını kontrol etmek için barajlar kullanarak nehir akıntılarının enerjisinden yararlanmaktadır. Hidroelektrik Çin, Brezilya, Kanada, ABD ve Rusya’nın önde gelen hidroelektrik üreticileri ile en büyük yenilenebilir enerji kaynağı olarak ifade edilebilir. Hidroelektrik teorik olarak yağmur ve karla yenilenen temiz bir enerji kaynağı olsada bazı dezavantajları bulunmaktadır.

Büyük barajlar nehir ekosistemlerini ve çevresindeki toplulukları bozarak vahşi hayata zarar verebilir ve sakinleri yerlerinden edebilir. Hidroelektrik üretimi kapasiteyi tehlikeye sokabilecek ve ekipmana zarar verebilecek alüvyon oluşumuna karşı savunmasızdır. Ayrıca kuraklık gibi sorunlara neden olabilir. 2018 yılında yapılan bir araştırmaya göre, kamu kuruluşları kuraklık nedeniyle kaybedilen hidroelektrik enerjisinin yerini karşılamak için kömür ve gaza dönmüştür ve Batı ABD’de 15 yıllık dönemde oluşan karbondioksit emisyon oranı normalde olması gerekenden 100 megaton daha yüksek bir düzeye ulaşmıştır. Ayrıca, su depolarındaki organik materyalin çürümesi metan açığa çıkardığından hidroelektrik tam kapasitede iken bile emisyon sorunu taşır.

Barajlar, suyu enerji için kullanmanın tek yolu değildir: Dünyanın dört bir yanındaki gelgit ve dalga enerjisi projeleri okyanusun doğal ritimlerini yakalamayı amaçlıyor. Deniz enerjisi projeleri şu anda tahmini 500 megawatt güç üretiyor (tüm yenilenebilir enerjilerin yüzde birinden daha az) ancak potansiyeli çok büyük. İskoçya’ya ait Saltire Ödülü gibi pogramlarla bu alandaki inovasyonlar teşvik edilmektedir.

2.Rüzgar: Rüzgarı bir enerji kaynağı olarak kullanmak 7000 yıldan daha uzun süre önce başladı. Şimdiyse elektrik üreten rüzgar türbinleri dünya genelinde çoğalıyor. Çin, ABD ve Almanya dünyanın önde gelen rüzgar enerjisi üreticileridir. 2001’den 2017’ye kadar dünya genelinde kümülatif rüzgar kapasitesi 23,900 mw’dan 539,000 mw’ın üzerine çıkmıştır.

Bazı insanlar rüzgar türbinlerinin ufukta nasıl göründüğüne ve nasıl bir etkiye sahip olacağına itiraz edebilir ancak fiyatı düşen rüzgar enerjisi inkar edilemeyecek kadar değerli bir kaynak olduğunu kanıtlıyor. Rüzgar gücünün çoğu karadaki türbinlerden gelirken Almanya ve Amerika’da olduğu gibi açık deniz projeleri de mevcuttur. İlk Amerika açık deniz rüzgar çiftliği 2016 yılında Rhode Island’da açıldı ve diğer açık deniz projeleri de ivme kazanıyor. 

Rüzgar türbinleri ile ilgili bir başka sorun da, kuşlar ve yarasalar için tehlike oluşturması, cam çarpışmaları ve habitat kaybı gibi etkilere sebebiyet verebilecek olmasıdır. Ancak mühendisler bu gibi etkileri güvenli seviyeye getirecek çalışmalar yürütmektedir.

3.Güneş: Güneş enerjisi, evlerin çatılarından kamu hizmeti ölçekli çiftliklere kadar dünya çapında enerji piyasalarını yeniden şekillendiriyor. 2007 ve 2017 yılları arasındaki on yılda dünyanın güneş pili panellerinden sağladığı enerji kapasitesi 4,300 gibi muazzam bir oranda artı.

Güneş ışığını elektriğe dönüştüren güneş panellerine ek olarak yoğunlaştırıcı güneş enerjisi (CSP) tesisleri güneşin ısısını yoğunlaştırmak için aynalar kullanarak termal enerji elde ediyor. Bu noktada Çin, Japonya ve ABD güneş enerjisi dönüşümüne liderlik etmektedir. 2017’de ABD’de üretilen toplam elektriğin yaklaşık yüzde ikisini güneş enerjisi oluşturuyordu. Ayrıca güneş termal enerjisi de dünya genelinde suyun ısıtma ve soğutma işlemleri için kullanılıyor ancak güneş enerjisinin önünde hala uzun bir yol var.

4.Biyokütle: Biyokütle enerjisi; etanol ve biyodizel gibi biyoyakıtları, odun ve odun atığını, düzenli depolama alanlarında gelen biyogazı ve kentsel atıkları içerir. Güneş enerjisi gibi biyokütle de esnek bir enerji kaynağıdır, araçlara yakıt sağlayabilir, binaları ısıtabilir ve elektrik üretebilir. Ancak biyokütle önemli sorunları da gündeme getirebilir.

Örneğin mısır temelli etanolü eleştirenler mısır için gıda pazarıyla rekabet ederken toksik yosun oluşumu gibi çevresel tehlikelere yol açan aynı zararlı tarımsal uygulamaları desteklediğini söylüyor. Benzer şekilde odun paletlerini elektrik üretmek amacıyla yakmak için ABD ormanlarından Avrupa’ya göndermenin iyi bir fikir olup olmadığı tartışılıyor. Bu sırada bilim adamları ve şirketler mısır sobası, atık su çamuru ve diğer biyokütle kaynaklarını verimli bir şekilde enerjiye dönüştürmenin yolları üzerinde çalışıyor, aksi takdirde atık olacak malzemeden değer üretmek  hedefleniyor.

5.Jeotermal: Binlerce yıldır bazı ülkelerde yemek pişirmek ve ısıtmak için kullanılan jeotermal enerji Dünya’nın iç ısısından elde edilmektedir. Büyük ölçekte elektrik üretmek için bir mil veya daha fazla derine inen kuyulardan yeraltı buharı ve sıcak su rezervleri kullanılabilir. Daha küçük ölçekte ise bazı binaları ısıtmak ve soğutmak için yerin birkaç fit altındaki sıcaklık farklılıklarını kullanan jeotermal ısı pompaları kullanılır. Güneş ve rüzgar enerjisinin aksine jeotermal enerji her zaman mevcuttur, ancak salınan hidrojen sülfüre eşlik edebilecek çürük yumurta kokusu gibi yönetilmesi gereken yan etkileri vardır.

Yenilenebilir Enerji Kullanımını Artırmanın Yolları

Dünyanın dört bir yanındaki şehirler, eyaletler ve federal hükümetler yenilenebilir enerjiyi arttırmayı amaçlayan politikalar oluşturuyor. En az 29 ABD eyaleti enerjinin belirli bir yüzdesini yenilenebilir kaynaklardan zorunlu kılan politikalar belirledi. Dünya çapında 100’den fazla şehir şu anda en az yüzde 70 yenilenebilir enerjiye sahip olmakla övünürken diğer şehirler de yüzde yüze ulaşma taahhüdü veriyor. Yenilenebilir enerjinin büyümesini teşvik eden diğer politikalar arasında karbon fiyatlandırması, yakıt ekonomisi standartları ve bina verimliliği standartları bulunuyor. 2018’de rekor miktarlarda yenilenebilir enerji satın alan şirketler fark yaratmıştır.

Şehrinizin %100 yenilenebilir kaynaklarla desteklenip desteklenemeyeceğini merak ediyor musunuz? Nerede yaşarsanız yaşayın bilim insanı Mark Jacobson bunun mümkün olduğuna inanıyor. Böyle bir vizyon eleştirisiz olmasada dünya için şimdi hesaba katılması gereken bir gerçekliği vurgulamaktadır. İklim değişikliği olmasa bile fosil yakıtlar sınırlı kaynaklardır ve bu gezegendeki kira kontratımızın yenilenmesini istiyorsak enerjimizin de yenilenebilir olması gereklidir.

[Kaynak]