Petrol ve Gaz Şirketleri Offshore (Açık Deniz) Rüzgar Enerjisinde Fırsat Görüyor

Petrol ve gaz piyasaları, aşırı arz ve düşen fiyatlar yüzünden kapana kısıldı. Bu durum enerji iklimindeki değişikliklere daha duyarlı olmamız gerektiğini göstermektedir. Ve iyi haber şu ki, belirtiler yenilenebilir enerjiye özellikle de açık deniz rüzgar enerjisine daha fazla yatırım yapılması gerektiğini gösteriyor.

Bu aynı zamanda iklim değişikliğini de ele alan bir iş kararıdır. Wood MacKenize’nin yeni bir raporu, önümüzdeki beş yıl içinde açık deniz rüzgar enerjisine 211 milyar dolarlık yatırım yapılacağını söylüyor. Böyle bir yatırım petrol ve gaz şirketleri için oldukça uygundur. Bunun nedeni bu şirketlerin altyapının yerleştirileceği sular hakkında gizli bir anlayışa sahip olmasıdır. Ayrıca koronavirüsün de gösterdiği gibi bu şirketler portföylerini çeşitlendirmeye çalışıyor.

Global danışmanlık firması Soren Lassen ve Mhairdh Evans,

“Açık deniz rüzgar enerjisi piyasasının geleneksel petrol ve gaz şirketleri için daha cazip hale gelmesini umuyoruz.”

diye yazıyor ve “Bugün piyasaya sınırlı bir talep var ancak piyasaya ilk giren şirketler rüzgar gibi bir giriş yaptı ve yakında daha fazla şirket bu piyasaya talep gösterecek. Açık deniz rüzgarına ilgi ve yatırım arttıkça açık deniz petrol ve gaza da yapılan yatırımın istikrar kazanması ve iki sektör arasındaki farkın azalması olasıdır,” diye de ekliyor.

Norveçli enerji şirketi Equinor’u düşünün: Şirketin 2050’ye kadar karbon yoğunluğunu yarıya düşürme hedefi var. Stratejilerinin bir kısmı yenilenebilir enerji girişimlerini ve özellikle de açık deniz rüzgar enerjisini altı yılda 6.000 megawatt ve 15 yılda 16.000 megawatt büyütmektir.

ABD Enerji Bakanlığı, açık deniz rüzgar enerjisinin Amerika’da 2.000 gigawatt kapasiteye sahip olduğunu tahmin etmektedir. Ancak Rhode Island açıklarında Block Island Rüzgar Çiftliği adı verilen çiftlikte sadece 30 megawatt çevrimiçi. New York Eyaleti 800 megawat açık deniz rüzgar enerjisi projeleriyle çalışmak istiyor ve bu projelerin 2030 yılına kadar 2.400 megawattlık güce yol açmasını umuyor.

Amerika Birleşik Devletleri açık deniz rüzgar enerjisi için çok uygun bir pazar olmasa da global pazarlar daha iyi fırsatlara sahip olabilir. Öyle ki, Çin açık deniz rüzgar enerjisi piyasasını büyütürken Kore, Japonya ve Tayvan ise büyümenin erken aşamalarındadır. Hindistan’da bu pazarda atılım yapmaktadır. Avrupa ise 18.000 megawatt’tan fazla açık deniz rüzgar enerjisi kapasitesiyle uluslararası anlamda bir rol modeldir.

Bariz Sorular

Ana engel, yüksek maliyetlerdir. Navigant Consulting, açık deniz rüzgar enerjisinin fiyatının karadaki rüzgar enerjisinden bazı durumlarda iki-üç kat daha fazla olduğunu söylüyor. Yine de endüstri daha iyi değere ulaşmak için daha büyük rüzgar tribünlerini konuşlandırmaya çalışıyor.

CDP’nin kıdemli analisti Luke Fletcher,

“Düşük karbonlu ekonomiye geçiş petrol ve gaz şirketlerinin bu geçişte nasıl bir rol oynayacağını, yakın ve uzun vadede stratejik seçeneklerinin ne olacağı sorularını gündeme getirmektedir.”

dedi. Ve “Equionor’un, 2030 yılına kadar yeni enerji çözümlerine sermaye harcamalarının %15-%20’sini yatırmayı ümit eden ve göze çarpan bir enerji şirketi olarak yeniden markalaşması bu değişimin simgesidir.” diye de ekledi.

The Wood MacKenzie raporu, petrol ve gaz yatımcılarının çoğu zaman çift haneli getiri bekledikleri ancak yenilenebilir enerji yatırımcılarının daha mütevazi sonuçlar beklediği bariz bir sorunu gündeme getirmektedir. Ancak mevcut durumun gösterdiği gibi, yükselen değerler de düşebilir, örneğin yükselen petrol ve gaz koronavirüse karşı olan savunmasızlığı nedeniyle dünya ekonomisinin aşağı yöne sürüklenmesinde yardımcı oluyor. Basitçe söylemek gerekirse, yeşil enerji projeleri değişken değildir çünkü geliştiricileri çıktılarını uzun vadeli enerji satın alma anlaşmaları kapsamında satabilmektedirler.

Petrol ve gaz şirketleri 2018 bütçelerinin %1,3’ünü rüzgar ve güneş enerjisi veya pil depolama ve karbon tutma gibi şeylere harcadı. Önceden, Karbon Açıklama Projesi olarak bilinen CDP, düşük karbon geçişine liderlik etmek için Avrupa’nın Equinor, Total, Shell ve Eni şirketlerinin üst sıralarda yer aldığını, Çin’in CNOOC, Rusya’nın Rosneft ve ABD’nin Marathon Oil şirketlerinin ise daha geride kaldığını ve ayrıca 2016’dan beri petrol ve gaz şirketlerinin alternatif enerjilere 22 milyar dolar yatırım yaptığını söyledi. 

Açık deniz rüzgar ile petrol ve gaz şirketleri iyi bir eşleşme olabilir ancak engeller devam ediyor. Maliyetlerin yanı sıra lojistik de bir sorundur. Çünkü okyanusta ve görünmeyen tribünler inşa etmek az bir güçlük getirse de geliştiricilerin elektriği yine de iletime bağlamaları gereklidir ve bu da karadaki kabloları bağlamadan önce deniz altında kabloları inşa etmek anlamına gelmektedir.

Wood Mac yazarları,

“Bugün aktivitenin çoğu Avrupa, Çin ve Güney Asya çevresindeki offshore raflarda toplanmaktadır ve Kuzey Amerika da buna yetişiyor. Ayrıca pek çok petrol ve gaz yatırımcısının dikkatini çeken şey açık deniz rüzgarının büyük potansiyeli olması ve rüzgar gelişmelerinin zaten iyi bildikleri olgun, köklü yukarı nehir bölgelerinde yer almasıdır.”

diyor.

Küresel piyasa riskleri ve iklimi yumuşatma çabalarının birlikteliği petrol ve gaz sektörünü yenilenebilir enerji dünyasında getirmek için çalışmaktadır. Açık deniz rüzgar enerjisi hem denizaşırı hem de Amerika Birleşik Devletleri’nde derin etkileri olabilecek, faydacı bir eğilimdir.

[Kaynak]

Rüzgar Enerjisi’nin Yükselişi

Maliyetler düşmeye devam ettikçe ve teknoloji geliştikçe rüzgar enerjisi dünya çapında enerji karışımının giderek daha önemli bir parçası haline geliyor.
Şu anda küresel ekonomik faaliyet beklemede olsa da 2019 yılı, dünya genelinde kurulu 60 GW’dan fazla kapasite ile rüzgar enerjisi için patlama yılı oldu.

Küresel Rüzgar Enerjisi Konseyi’nin (GWEC) Küresel Rüzgar Enerjisi Raporundaki yeni rakamlar, kurumların bir önceki yıla göre %19 daha yüksek olduğunu ve bu durumun da  şimdiye kadarki en yüksek ikinci yüksek veri olduğunu gösteriyor. Toplam kapasite artık 651 GW’dır. Ancak organizasyon, iklim hedeflerimizi tutturmak istiyorsak pazarın daha da büyümesi gerektiğini söylüyor.

Çin ve ABD, aralarında satışların %60’ını oluşturan kara rüzgâr projeleri için küresel pazara hakim olurken, açık deniz pazarı şu anda toplam pazarın %10’unu oluşturuyor ve 2019’da 6,1 GW kuruldu.

2020’nin sektör için rekor bir yıl olması ve 76 GW’lık yeni kapasite tahminlerinin devreye girmesi bekleniyordu ancak Covid-19 salgını sonucunda bu rakama ulaşılmak pek mümkün olmadı. GWEC ise COVID-19’un küresel ekonomi ve enerji piyasaları üzerindeki potansiyel etkileri ışığında 2020-2024 tahminini revize edeceğini ve 2020 yılının 2. çeyreğinde güncellenmiş bir piyasa görünümü yayınlayacağını söylüyor.

Sektörün büyümesinin temel itici gücü, dünya çapında maliyetleri düşürmeye yardımcı olan kapasite tedariği için ihalelerin kullanımındaki büyümeydi. Açık artırmalar yoluyla 40 GW’dan fazlası veya yeni kapasitenin üçte ikisi satın alındı, bu rakam 2018 rakamının iki katına denk geliyor.

Kurulumların çoğu, yeni kapasitenin %70’ini oluşturan yalnızca beş ülkenin (Çin, ABD, İngiltere, Hindistan ve İspanya) bulunduğu yerleşik pazarlarda gerçekleştirildi.

GWEC CEO’su Ben Backwell, “Rüzgar enerjisi sektörü, kendisini dünya çapında maliyet açısından rekabetçi bir enerji kaynağı olarak tartışmasız bir şekilde belirledikten sonra, istikrarlı bir şekilde büyümeye devam ediyor. Çin ve ABD gibi yerleşik piyasa oyuncuları, yeni kurumların yaklaşık %60’ını oluşturuyordu. Bununla birlikte, Güney Doğu Asya, Latin Amerika ve Afrika gibi bölgelerde yükselen pazarların önümüzdeki yıllarda giderek daha önemli bir rol oynadığını görüyoruz ve açık deniz rüzgarları da önemli bir büyüme için itici güç haline geliyor.Yine de, küresel enerji geçişi ve iklim hedeflerimizi karşılama söz konusu olduğunda, olmamız gereken yerde değiliz. Paris Antlaşması hedeflerimize ulaşma ve 1,5 ° C’lik bir yolda kalma şansımız olacaksa, önümüzdeki on yıl içinde yılda en az 100 GW rüzgar enerjisi kurmamız gerekiyor ve bu da yıllık olarak 200 GW’a çıkmalı. Bunu yapmak için, yalnızca rekabetçi LCOE’yi (seviyelendirilmiş enerji maliyeti) geçmişe bakmalı ve düzenleme ile piyasa tasarımının, hızlandırılmış rüzgar enerjisi kuruluşlarını desteklemek için amaca uygun olmasını sağlamalıyız. Bu, yerleşik fosil yakıtlarını şebekeden uzaklaştırmak için daha güçlü önlemler almamız ve dışarı çıkıp inşa edebilmemizi sağlamak için idari yapıların ve düzenlemelerin sarsılması anlamına gelecektir.” diyerek görüşlerini belirtti.

GWEC Strateji Direktörü Feng Zhao şunları ekledi: “Rüzgar enerjisi endüstrisi, iş modelleri ve teknolojideki yeni yenilikler sayesinde büyüyor. 2019’da, giderek daha fazla sayıda ülkenin garantili tarifelerden piyasaya dayalı mekanizmalara geçiş yaptığını ve kurumsal PPA pazarındaki büyümenin devam ettiğini görmeye devam ettik. Ek olarak, hibridizasyon ve yeşil hidrojen gibi yeni teknoloji gelişmeleri, enerji sistemlerindeki rüzgar ve diğer yenilenebilir enerjilerin payını artırmak için hem olgun hem de gelişmekte olan pazarlarda giderek daha fazla uygulanmaktadır. Politika yapıcıları ve sektör paydaşları bu yeni fırsatları benimserse, küresel enerjinin daha önce görülmemiş seviyelere geçişini hızlandırabiliriz.”

Asya Pasifik bölgesi, 2019 yılında yeni kara rüzgar kurulumları için dünya lideriydi ve Çin tarafından yönlendirilen toplam yeni küresel kapasitenin yarısından fazlası olan 28.1 GW ile yeni kapasite kurdu. Almanya’nın rüzgar pazarındaki düşüşüne rağmen Avrupa; İspanya, İsveç ve Yunanistan’daki güçlü büyümenin etkisiyle kara rüzgar pazarı için yıllık bazda %30 büyüme kaydetti. Afrika, Orta Doğu, Latin Amerika ve Güney Doğu Asya’da yükselen rüzgar piyasaları da 4.5 GW’lık birleşik kuruluşlarla 2019’da ılımlı bir büyüme gösterdi.

Daha önce İngiltere ve Avrupa’da Kuzey Denizi çevresindeki diğer ülkeler tarafından domine edilen açık deniz rüzgarı, faaliyetin odağını 2019’da 2,3 GW açık deniz kapasitesi kuran Çin’e kaydırdı. İngiltere, kurulu kapasite açısından en büyük pazar olmaya devam ediyor. 9,7 GW açık deniz türbinleri, küresel toplamın neredeyse üçte birini oluşturuyor.

GWEC, önümüzdeki beş yıl içinde 355 GW’dan fazla yeni rüzgar enerjisi kapasitesinin ekleneceğini tahmin ediyor ve bu tahmin şüphesiz devam eden COVID-19 salgınından etkilenecek olsa da, 2025 yılına kadar toplamın beşte birini artıracak. GWEC, küresel tedarik zincirlerindeki aksaklıklar ve 2020’deki proje uygulaması nedeniyle “Virüsün daha geniş küresel ekonomi ve enerji piyasaları üzerindeki etkisinin boyutunu tahmin etmek için henüz çok erken” dedi.

[Kaynak]