Harika Bir Eşleşme: Büyük Veri ve Güneş Enerjisi

Yeni tahmin teknolojisi, güneş enerjisinin benimsenmesinde bulmacanın eksik parçası olabilir.

16 yaşındaki çevreci ve aktivist Greta Thunber:

“Dünya liderlerine geleceğimizi önemsemeleri için yalvarmayacağım. Bunun yerine, beğenip beğenmeseler de değişimin gelmekte olduğunu onlara bildireceğim.” 

İklim değişikliği ile ilgili farkındalık arttıkça bir şey son derece açık hale geldi: Yenilenebilir kaynaklardan üretilen enerjiyi kullanmak, zararlı sera gazı emisyonlarını azaltmak için çok önemlidir. Rüzgar ve güneş gibi enerji kaynakları bu çabayla giderek daha değerli hale gelmekte. Herhangi tek bir panel veya güneş enerjisi tesisi belirli bir günde sisteme ne kadar enerji katacak? Bu sorunun cevabını bulmak geçmişten beri zor olmuştur.

Hava bazen bulutlu bazen de rüzgarsız olabilir. Güneş ve rüzgar enerjilerinin sistemdeki enerjinin büyük bölümünü daha fazla oluşturmasını sağlamak için ne kadar enerji üretilebileceklerini ve tüketici talebinin ne kadar olacağını anlamalı, sonrasında bu enerjiyi tüketici ihtiyaçlarını olabildiğince verimli bir şekilde karşılayabilmek için kullanmalıyız. 

İşte büyük veri burada devreye girmekte. Hava durumu verileri, uydu beslemeleri, tahmine dayalı analitik ve makine öğreniminin inanılmaz bir karışımıyla yenilenebilir enerjinin sisteme güvenilir ve çok daha tutarlı bir şekilde ulaşabileceği bir geleceğe giriyoruz. Öyle ki, en son tahmin teknolojisi güneş enerjisinin benimsenmesinde eksik olan bulmaca parçası olabilir.

Örneğin IBM’in Hibrit Yenilenebilir Enerji Tahmini çözümleri (HyREF), hava durumunu bir ay kadar önceden tahmin etmek için bulut görüntüleme teknolojisini ve gökyüzüne bakan kameraları kullanıyor. Bu tür bir teknoloji kullanıldığında, sistemde depolanan veya sisteme teslim edilen yenilenebilir enerji üretiminde %10’a kadar bir artışa yol açılır ve bu 14.000 eve güç sağlamaya yeter.

Tahminleme teknolojisi ve büyük veri bir başka problemi de çözmeye yardım edebilir. Güneş enerjisi tesislerinin (geniş bölgelere yayılmış yüzlerce hatta binlerce panel) bakımı zor, pahalı ve hassas bir süreç olabilir. İzleme alanındaki gelişmeler bu tesislerin kontrolünü daha verimli hale getirdi. Extra Space Storage (ESS) isimli bir şirket düşük performansı tespit etmek ve sahada biri olmadığında verimsizliklerin ne zaman meydana geldiğini belirlemek için büyük veri analitiğini kullanıyor. Şirketin bir güneş yönetim programı olan sanal ışınlama (VI) programı paneller beklenen hızda performans göstermediğinde sinyal vermek ve onarım veya bakımın gerekli olduğuna dair bir uyarı göndermek amacıyla zemin seviyesindeki güneş ışığı yoğunluğu verilerini toplayarak çalışıyor.

Bu tür bir analiz, tüm toplulukları incelemek ve güneş ışığına maruz kalma, hava durumu gibi faktörlere göre güneş panellerinin nerede etkili olabileceğini önermek için bile kullanılabilir. Örneğin, Güney Avustralya Tesla ile yaptığı işbirlikle 50.000 Tesla pilini panellere bağlayarak enerji sisteminin stabilize edilmesiyle ilgili maliyetleri 28,9 milyon ABD doları azalttı ve dünyanın en büyük sanal enerji santralini kurdu. Böyle bir iş birliği sonunda tüm eyaleti güçlendirebilir hale geldi.

Enerji arz ve talepleri ne kadar iyi analiz edilebilirse bir toplumun yedek enerji ihtiyacı da o kadar fazla hesaba katılabilir. Enerji talepleri sürekli olarak yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılandığında şirketler genellikle maliyetli olan ve çevreye zarar veren fosil yakıtlardan oluşan güvenlik marjlarını azaltabilirler. Bu hem şirketler hem de tüketiciler için daha ucuz, daha verimli güç anlamına gelir.

Enerji tahmini daha doğru hale geldikçe en yüksek kullanım süreleriyle ilgili enerji maliyetlerinin ve yoğun olmayan kullanım sürelerindeki tasarrufların arz ve talebi kontrol etmeye yardımcı olmak için tüketicilere yönelimi mümkündür.

Akıllı evler enerjiyi kullanmadıkları zamanlarda kapatmaya yönlendirilebilir, belirli zaman periyotlarında sistemden uzak durmaları için teşvikler sunulabilir ve klima, su ısıtıcısı gibi cihazlar uzaktan kontrol edilebilir veya kapatılabilir.

Güneş enerjisi halihazırda cüzdan dostu bir öneridir. Ancak önümüzdeki on yılda, bu tür gelişmelerin güneş enerjisi yatırımını daha da çekici hale getirmesini bekleyebiliriz. Tüm bu faktörler, fonlarını bu sektöre yönlendirmeye isteksiz yatırımcıları enerjinin uygulanabilirliğini ve uzun vadeli beklentilerini görmeye teşvik etmelidir. Dünyanın dört bir yanındaki şirketler yenilenebilir enerji kaynaklarının önemini kabul ettiler. Altyapı ve donanıma yapılan yatırım 2014’ten bu yana her yıl %20 arttı. Geçen yıl, yenilenebilir enerjiler yeni enerji üretim projelerine yapılan yatırımın %70’ini oluşturuyordu.

Büyük veri ve makine öğrenmesi modadan ulaşıma kadar birçok sektörde devrim yaratmaya başladı ve şimdi güneş enerjisini düşünme ve kullanma yolumuzu değiştiriyor. Değişim talebini duyan enerji şirketleri, tüketiciler ve yatırımcılar sorunun daha az ve çözümün daha çok parçası olmak için teknolojik ilerlemelerden nasıl yararlanabileceklerine dair nihayet bir cevap buldular.

[Kaynak]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir