Türkiye’nin Yenilenebilir Kaynaklardaki Başarısı, Enerji Karışımını Çeşitlendirmeye ve Enerji Güvenliğini Artırmaya Yardımcı Oluyor

“Üretimi artırma ve enerji verimliliğini hızlandırma çabaları, Türkiye’nin enerji güvenliği hedeflerine ulaşmasına yardımcı olacaktır, ancak IEA raporu, Türkiye’nin uzun vadeli emisyon yörüngesini de göz önünde bulundurulması gerektiğini söylüyor.”

Uluslararası Enerji Ajansı tarafından yapılan yeni bir politika incelemesine göre Türkiye, enerji kaynaklarının güvenliğini ve çeşitliliğini iyileştirmede son yıllarda sağlam ilerleme kaydetmiştir, ancak aynı zamanda enerji sektörünün sürdürülebilirliğine ve uzun vadeli karbon ayak izine de çok dikkat etmesi gerekmektedir.

IEA’nın 2016’da Türkiye’ye ilişkin önceki derinlemesine incelemesinden bu yana, piyasa reformu ve enerji güvenliği, hükümetin enerji politikasının ana ilkeleri olmaya devam etti. Son yirmi yıldaki hızlı ekonomik büyüme ve nüfus artışı, yalnızca enerji talebinde güçlü bir büyümeye yol açmakla kalmadı, aynı zamanda özellikle petrol ve doğalgaz için ithalat bağımlılığında bir artışa neden oldu.

Bunların sonucu olarak Türkiye enerji stratejisinin temel dayanaklarından biri olarak enerji tedariği güvenliği üzerinde durmuştur. Bu, son zamanlarda Karadeniz’deki dev Sakarya gaz sahasının keşfedilmesiyle önemli bir destek gören yerli petrol ve gaz arama ve üretimini artırma ile gaz tedarik kaynaklarını ve altyapısını çeşitlendirme çabalarını içermektedir.

Türkiye ayrıca yenilenebilir enerji üretimini artırarak ve artan enerji verimliliği yoluyla enerji tüketimini azaltarak enerji arz güvenliğini güçlendirmeye çalışmıştır. Özellikle açık artırmalar, maliyetleri düşürmede ve yenilenebilir enerji yatırımlarını artırmada başarılı olduğunu kanıtladı. Türkiye’nin ilk nükleer enerji tesisinin 2023’te işletmeye alınması, ülkenin düşük karbonlu yakıt karışımını daha da çeşitlendirecektir.

Raporu Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Dr. Alpaslan Bayraktar ile birlikte açıklayan IEA İcra Direktörü Dr. Fatih Birol, “Türkiye, geçtiğimiz on yılda enerji karışımında önemli bir çeşitlenme gördü. Özellikle teşvik edici bir politika ortamıyla desteklenen yenilenebilir enerji, hidroelektrik, güneş ve rüzgarın öncülüğünde etkileyici bir şekilde büyüdü” dedi.

Türkiye’nin yenilenebilir kapasitesi son beş yılda %50 büyüdü. 2019 yılında Türkiye, Avrupa’da beşinci, dünyanın ise en yüksek 15. yeni yenilenebilir kapasite ilavesine sahip oldu. IEA raporu, kayda değer kaynak birikimi göz önüne alındığında, Türkiye’nin yenilenebilir kaynaklarda – özellikle güneş, rüzgar ve jeotermal kaynaklarında – daha da güçlü bir büyüme elde edebileceğini belirtmektedir. Yenilenebilir enerjinin zengin genişleme potansiyeli elektrik üretimi ile sınırlı değildir, aynı zamanda ısıtma sektörü ile de ilgilidir. Dikkat çekici bir şekilde Türkiye güneş enerjisinin tahmini %3’ünü ve kara rüzgar potansiyelinin %15’ini kullanmaktadır.

Rapor, Türkiye’nin modern ve rekabetçi bir ekonomi kurması için hükümetin enerji sektörünün sürdürülebilirliğine ve uzun vadeli karbon ayak izine çok dikkat etmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Özellikle Türkiye, düşük karbonlu bir gelecekte linyite dayalı elektrik üretiminin rolünü yeniden değerlendirmelidir. Küresel temiz enerji geçişlerinin arkasındaki artan ivmeyi hesaba katmak için sanayi politikasını yönlendirmek de aynı derecede önemli olacaktır. Bu, elektrikli araçlar, enerji depolama ve dijital teknolojiler gibi alanlarda inovasyona daha çok ön ayak olmayı sağlayabilir.

Türkiye, son on yılda enerji piyasalarını serbestleştirme konusunda önemli ilerleme kaydetmiş ve fiyatlandırmada öngörülebilirliği ve şeffaflığı başarılı bir şekilde geliştirmiştir. Bununla birlikte, gaz ve elektrik piyasalarını daha rekabetçi hale getirecek ek reformlar, temiz enerji teknolojileri de dahil olmak üzere bu sektörlerin ihtiyaç duyduğu yatırımları harekete geçirmeye yardımcı olacaktır.

Dr. Birol,

“Türkiye geçtiğimiz on yılda enerji piyasalarını serbestleştirme, yenilenebilir enerjinin rolünü artırma ve enerji güvenliğini artırmada etkileyici sonuçlar elde etti. Bu raporun, ülkenin enerji gelişiminin bir sonraki aşamasını mümkün olan en uygun maliyetli, güvenli ve sürdürülebilir şekilde ilerletmek için Türk politika yapıcılarının kararlarını bilgilendirmeye yardımcı olacağını umuyorum.”

[Kaynak]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir