Yeşil Primlerin Tanıtımı

Temiz enerji ve iklim değişikliğini anlamak için güçlü bir araç.

Son birkaç yıldır, global karbon emisyonlarını ortadan kaldırmamız gerektiğini savunuyorum. İklim değişikliğinin en kötü etkilerinden kaçınmak için elektrik üretmek, yiyecek yetiştirmek, bir şeyler yapmak, harekete geçmek, sıcak ve serin kalmak amacıyla kullanabileceğimiz yeni sıfır karbon yollarına ihtiyacımız var.

Ancak neyi yapmamız gerektiğini bilmek onu nasıl yapacağımızı veya yapıp yapamayacağımızı bilmekten çok farklıdır.

Dünyada yeterince elektrik sağlamak için ihtiyacımız olan her şeye sahip miyiz yoksa daha fazla yeniliğe mi ihtiyacımız var? Temiz yakıtlar, çelik ve çimento gibi seçenekler hala uygulanabilir seçenekler mi? Kısaca, şu anda hangi temiz kaynaklar yeterince etkili ve yeterince ucuz, hangileri değil?

Bu soruların yanıtlarını anlamak zihnimizi ve en iyi kaynaklarımızı, iklim ve enerjideki en zorlu sorunlara verdiğimizden emin olmamıza yardımcı olacaktır. Benim görüşüme göre sorun tek bir konuya indirgeniyor: Karbon salınımı içeren bir ürün ile içermeyen alternatif bir ürün arasındaki maliyet farkı nedir? Maliyetteki bu fark “Yeşil Prim (Green Premium)” olarak adlandırdığımız şeydir ve bunu anlamak iklim değişikliğinde ilerleme kaydetmenin anahtarıdır. (Bu konu ayrıca Şubat ayında çıkan yeni kitabımda da ana fikri oluşturmaktadır.)

İşte bir Yeşil Prim örneği: Amerika Birleşik Devletleri’nde son birkaç yıldaki bir galon jet yakıtı için ortalama perakende satış fiyatı yaklaşık 2,22 dolarken jetler için gelişmiş biyoyakıtlar galon başına yaklaşık 5,35 dolara mal olmaktadır. Yeşil Premium, iki fiyat arasındaki farktır. Yani 3,13 dolarlık veya yüzde 140’ın üzerinde bir fark.

Havayolları uçaklarına yakıt ikmali yapmak için iki kattan fazla para ödemeyi istemeyeceğinden ve müşterilerin çoğu da bilet ücretlerinde oluşan artıştan tereddüt edeceğinden biyoyakıtlardaki yeşil primler biyoyakıtları ucuzlaştırmamızı veya jet yakıtlarını daha pahalı hale getirmenin yollarını bulmamızı söylemektedir. Ya da bu iki yolun bir kombinasyonunu bulmalıyız.

Maalesef, Yeşil Primlerin hesaplanması kesin bir teknik değildir. Gelişmekte olan teknolojilerin maliyeti hakkında oldukça bilgili insanların fikir ayrılığına düşebileceği varsayımlarını bulundurmaktadır. Yeşil Primlerin oluşmasının nedenlerinden birisi de, fosil yakıt fiyatlarının gezegeni daha sıcak hale getirirken verdikleri zararın hesaba katılmamasıdır. Çoğu durumda temiz alternatifler daha pahalı görünmektedir çünkü fosil yakıtlar yapay olarak daha ucuzdur. Bu nedenle Yeşil Primler mükemmel bir ölçü olmasa da hiç ölçülmemesinden daha iyidir.

Yeşil Primler, öncelikle karbon emisyonlarını ortadan kaldırmaya yönelik ilerlememizi ölçmeye yardım etmektedir. Yeşil Prim ne kadar büyükse, özellikle enerji ihtiyacı artan Hindistan ve Nijerya gibi ülkeler için, sıfır karbonlu bir gelecekten o kadar uzaktayız demektir.

Ayrıca eylem için bir rehber görevi görmektedirler. Yeşil Primlerin yüksek olduğu durumlarda fiyat farkını kapatacak yeniliklere ihtiyacımız vardır. Düşük olduğu veya temiz ürünlerin kirletici versiyonlarından daha ucuz olduğu durumlarda bu maliyetten başka bir şeyin ürünlerin kullanılmasını engellediğini ve nedenini anlamamız gerektiğini göstermektedir.

Yeşil Primleri neden bu kadar faydalı bulduğumu açıklayan iki örnek vereceğim.

Birincisi, elektriktir. Yeşil primler elektrik için rüzgar, güneş, nükleer enerji ve karbon yakalama teknolojisi ile donatılmış fosil yakıt tesisleri gibi emisyon yaymayan kaynaklardan şebekemizdeki tüm gücü elde etmenin ek maliyetidir. Bu yazıdan açıkladığım nedenlerden dolayı dünyada elektrik için yükselen yeşil primler var ve bu yükselişi sıfıra yaklaştırmak için inovasyonlara ihtiyacımız vardır.

Ancak ABD ve Avrupa’da temiz alternatifler dikkat çekici şekilde uzak gözükmektedir. Bir çalışma Avrupa’nın elektrik şebekesinin karbondan yüzde 90 ile 95 arasında arındırılmasının Avrupa Birliği’ndeki tipik bir hane halkı için fiyatların ayda yaklaşık 14 euro artmasına neden olacağını öne sürdü. Amerika Birleşik Devletleri için ise bu durum ayda fazladan 18 dolara mal olacaktı. Bu özellikle düşük gelirli insanlar için hala önemli bir prim olsa da Avrupalıların ve Amerikalıların birkaç fincan kahve karşılığında elektriklerini karbonsuz üretebilmeleri heyecan vericidir.

Yeşil Primi neyin tetiklediğini anladığımızda bir yol haritası gibi davranır ve bize karbon sıfıra ulaşmak için izlememiz gereken rotayı söyler. Elektrik söz konusu olduğunda adımlardan biri yenilenebilir enerjiyi mantıklı olan yerlerde kullanmaya devam etmektir. Diğer bir adım ise uzun vadeli elektrik depolama, karbon tutma ve ileri nükleer gibi teknolojilerin geliştirilmesine yatırım yapmaktır. Ayrıca temiz elektriği ihtiyaç duyulan yerlere (genellikle binlerce mil mesafeye) ulaştıran şebekeleri modernize etmemiz gerekmektedir.

Elektrik bir dereceye kadar basit bir durumdur. Çok daha karmaşık olan üretimdir.

Çimento yapma sürecini düşünün. Karbondioksit iki şekilde serbest kalır: Çimento üretimi için ısı üretmek amacıyla fosil yakıtlar yakıldığında veya üretim sürecine dahil olan kimyasal reaksiyonlar sırasında.

Bu karbonu serbest bırakmadan çimento yapmayı henüz bilmiyoruz. Yapabileceğimiz en iyi şey serbest karbonu yakalamak ve kalıcı olarak saklamaktır ki bu çimento maliyetini yüzde 75 ile 140 oranında arttırmaktadır. Çok az inşaat firması rekabetçi olan herhangi bir pazarda bu oranlardaki fiyat artışını kabul edebilir.

Çelik gibi üretimdeki diğer yeşil primler de oldukça yüksektir. Bu bize temiz üretimi herkesin benimseyebileceği kadar ekonomik hale getirmek için ihtiyacımız olan araçlara sahip olmadığımızı göstermektedir. Daha fazla inovasyona ihtiyacımız vardır.

Genel anlamda Yeşil Primleri azaltmak için kullanabileceğimiz üç yol mevcuttur:

  • Hükümetler politikaları ya bir şeyin karbon bazlı versiyonunu daha pahalı hale getirmek ya da temiz versiyonunu daha ucuz hale getirmek veya ideal olarak her ikisinin ortak halini uygulamak için kullanabilirler. Bu politikalar sıfır karbon yollarla belirli miktarlarda elektrik veya yakıt üretilmesini içerebilir.
  • Şirketler ve yatırımcılar daha temiz alternatifler satın almaya ve kullanmaya, araştırma ve geliştirmeye yatırım yapmaya, temiz enerji girişimlerini desteklemeye ve yardımcı hükümet politikalarını savunmaya söz verebilirler.
  • Bireyler daha iyi ve daha temiz alternatifler için pazar yaratmaya yardımcı olabilirler. Alternatiflerinden daha pahalı olmalarına rağmen elektrikli bir araç veya bitkisel bir hamburger satın aldığınızda bu ürünleri üreten firmalara şunu demiş oluyorsunuz: “Bu ürüne talep var. Daha fazlasını yapın, biz de satın alalım.” Bu durum araştırmaya yapılan yatırımı arttıracaktır ve bu da fiyatın düşmesine yardımcı olacaktır. Nihayetinde temiz ürünleri daha uygun fiyatlı ve herkes için erişilebilir hale getirecektir.

Herkes primleri karşılayamayabilir ancak yapabiliyorsanız bu katkıda bulunmanın verimli bir yoludur.

Yeşil Prim konseptinin şu andaki tartışmaya çok ihtiyaç duyulan bir açıklama getirebileceğine ikna oldum. Umarım daha fazla insan bu fikri benimser ve geliştirmek için yardımcı olur. Yeşil Primleri anlamak dünyanın iklim felaketinden kaçınmak için çalışırken çabalarından ve finansmanından en iyi şekilde yararlanmasına yardımcı olacaktır.

[Kaynak]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir